Gara gizim Hacer; benim Ayşe ninen bildin mi? Bildin dabi... Elimde büyüdün a gızım, yogsa yaban ellerine gelince seni unuttuğumu sanma. Bugün tam on gün oldu köyden ayrı düşeli. Çok özledim orları, mıdırların çayırı, suyun basını bi de buram buram havasını. Ne güneşi, ne de yağmuru bi şeye bezeyyo buraların a gızım Hacer. Gelince doktora çıgarttı büyük oğlan beni. Gözümdeki gataragı aldılar. Artık perde falan galmadı. Gayri mıdırların çayıra bagtığım zaman goyunların hepsini göreceem. Azcık bunaldım buralarda halden annayanda olmadığına. Köye ucu yanık name yazdıram dedim göccük toruna. Canim pek daraldı buralarda. Goca koyu bii binaya doldurmuşlar sanki. Herkesi kümes kadar evlere tıkamışlar. Bizim yağlı pınardaki tobagev ondan datlı a gizim hacer. Bi de hama dahi yog buralarda. Cakuzimi vakuzimi ne asrilesmi hepden. Haftaya köyden buralara gelecek varmış, mıdırların Hüseyin Oğlan sakin ha unutma benim bağ makasını yollamayı.
YILDÖNÜMÜ
dünde kalmış güneşlerim
şimdi mevsimim kar
GECE VE BEN
Sessiz bir bekleyiş içindeyim. Biraz sonra elektrikler gelecek, bu sessizlikten kurtulacağım; duvarda korkulu gölgeler oluşturan mum ışığından, usumda sese dönüşemeyen çığlıklardan, üstüme üstüme gelen duvarlardan, içimde yırtılan denizlerden, göz pınarlarımdaki sellerden, geçit resmine çıkmış anılardan, söze dönüşmek isteyen düşünce ve duygu dizilerinden de Bilgisayarı açacağım; televizyonu, radyoyu ve müzik setini de Sese boğacağım karanlığı.
El yordamıyla albümü getirip seriyorum masanın üstüne. Birer birer çeviriyorum sayfaları, her resimde uzun uzun duraklayarak. Devamı
Diyanet işleri Başkanlığı tarafından Organize edilen 2010 yılı Umre kayıtları başlamıştır. gerekli işlemler için Emirdağ ilçe müftülüğü umre bürosundan öğrenilebir. Devamı
UÇURTMAMI İSTERİM
Tahta okul çantalarımızı, o zaman oldukça bol olan oyun alanlarından birisinin ortasına yığar, topaçlarımızla(‘ayı’ derdik) iplerini sakladığımız bir yerlerden çıkarır, hava kararıncaya kadar çevirir, çevirirdik. Topacı olmayan arkadaşlarımız ertesi gün okulda şikayetçi olurlar, her nedense yasak olan bu meşgalemizi öğretmenimiz tek tek cebimizden bizzat çıkarır ve okul müdürüne teslim ederdi. Avuçlarımıza iki cetvel vurmayı da unutmazdı.
Bakkallarda bir sandığın içerisinde satılan topaçlar genelde kabaralı ve etrafı pembe-yeşil-sarı boyalı olurdu. Amca ve ağabeylerinden ilgi gören şanslılarımız bu kabaraları söktürür, yerine sivri bir çivi çaktırırdı.
Topaç çevirmek hüner isterdi. Deneme-yanılma yoluyla bir hayli uğraşır ve gerekli yeteneği kazandıktan sonra, yerde dönmekte olan topacı, orta ve işaret parmaklarımızı kullanarak, hoop, avucumuza alıverirdik. Açık ve teknoloji kokusundan uzak temiz havada yüzlerce kez çevirmek için fırlattığımız topaç sayesinde kol kaslarımız herhalde kuvvetlenirdi.
Emirdağ Çaykışla Köyünde OLAY
İlçemize Bağlı Çaykışla köyünde Akşam saatlerinde,Mehmet Karakuş un 16 yaşlarındaki oğlu Mustafa Karakuş Köyde boğuşan köpekleri tüfek yardımıyla ayırmak isterken kendi kendini vurmuştur.Mustafa Karakuş Olay yerinde hayatını kaybetmiştir.
Bu üzücü olayda Hayatını kaybeden Mustafa Karakuş'a Allah'dan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.